11 Ocak 2010 Pazartesi

YENİDÜNYA KUŞLARI



BALD EAGLE, KEL KARTAL, DAZLAK TÜYSÜZ KARTAL, AK BAŞLI KARTAL, DENİZ VE BALIK KARTALI, KIZILDERİLİ KARTALI, BENİM EN SEVDİĞİM KUŞ, EN SEVDİĞİM FİT VE MUHTEŞEM KARTAL, YAŞAMIN VE GÜCÜN SEMBOLÜ KARTAL...

Kanada, Alaska, ABD, Kuzey Meksika'da yaşar. Büyük bir kuştur. Uzunluğu 70-106 cm. kanat açıklığı en fazla 2,44 m. dir. Ağırlığı 2,5-7 kg. olup, dişileri %25 daha büyüktür. Parlak sarı ayakları, çengel gagası, beyaz başı ve ikinci bir türde beyaz kuyruğu, kahverengi gövdesi vardır. Dişileri erkekleriyle aynı renktedir. Ömürleri 30 yıl ve yukarı olup, kuş türleri içinde en uzun yaşayan kuştur. 70 yılı da bulabilir. Ama nasıl? Çok ilginç ama şöyle:

KARTAL 40 YAŞINA GELİNCE ÇOK YAŞLANIR. PENÇELERİ SERTLEŞTİĞİ İÇİN AVLANAMAZ, GAGASI ÇOK UZADIĞINDAN BESLENEMEZ VE KANATLARI ÇOK KARTLAŞIP AĞIRLAŞTIĞINDAN UÇAMAZ. YA ÖLECEK YA DA YENİDEN DOĞACAKTIR. BUNUN İÇİN CİDDİ KARAR VERMESİ GEREKİR.
EĞER KARAR VERİRSE, BİR DAĞIN TEPESİNE GİDER. ARTIK 150 GÜNLÜK YENİDEN DOĞUŞUN ACILI VE ZORLU BAŞLANGICINDADIR.
ÖNCE GAGASINI BİR KAYAYA VURUP YERİNDEN SÖKER VE YENİDEN ÇIKMASINI BEKLER. SONRA ÇIKAN GAGAYLA PENÇELERİNİ SÖKER. PENÇELER DE YENİDEN ÇIKINCA ONLARLA KARTLAŞMIŞ TÜYLERİNİ YOLAR.
5 AY SONRA KENDİSİNE 20 YIL VEYA DAHA FAZLA YAŞAM BAĞIŞLAYAN ''YENİDEN DOĞUŞ'' UÇUŞUNU YAPAR.

Ben bunun için, yaşam zevkleri ve yaşama tutunabildikleri için kartalları severim. İnsanoğlu hayvanları öldüreceğine, nasıl yaşaması gerektiğini onlara bakarak öğrenebilir. Örneğin; KARTAL=YAŞAM

Habitatları nehirler, balık bolluğu olan büyük göller, okyanuslardır. Bazen haliçlerin ve gizli bahçelerin içlerine de girerler. Alabalık ve somon yemeği çok severler. Yerel kartal büyük ölçüde leş yer. Balina leşlerini gövdesine kadar temizlerler. Bazen kamp ve piknik alanlarından yiyecek çalar, çöp yerler. Beslenmede tercih ettikleri kuşlar ördek, martı, kaz, yırtıcı mavi balıkçıl, hatta kuğulardır. Geyik, tavşan, rakun, kunduz yerler. Güçlü pençeleriyle 15 kiloluk Katır Geyiği Yavrusunu alıp, havada geyikle beraber uçarak kaçtığı görülmüştür.
Kartal güçlü havacıdır. 56-70 km. hızla balık taşır. Dalış hızı 120-160 km. ve nadiren dikeydir. Yerine bağlı yaşar. Kısmen göçmendir. Yiyeceği biter ya da donarsa göç eder ve yalnız gündüz göçer.

Yuva için büyük, suya yakın, iğne yapraklı ağaçları tercih eder. Quebec ve New England'daki yaprak döken ormanlar, onun için iyi yuva olur.

KARTALLAR TEK EŞLİLERDİR. YAŞAMLARI BOYUNCA EŞ DEĞİŞTİRMEZLER. YAVRU YAPMAK İÇİN, KENDİ NEREDE DOĞMUŞ İSE O BÖLGEYİ TERCİH EDERLER. HER YIL AYNI YUVAYI KULLANIRLAR. Kartalların kurları muhteşemdir. Yere çarpar ve tekrar uçarlar. Yılda 1-3 yumurta yaparlar.Ancak 3 civcivin yaşaması biraz zordur.



Kel Kartalın 20.y.y. da nüfusu çok azaldı. Bunda böcek ilacı DDT'nin rolü oldu. DDT yetişkin kuş için ölümcül değil. Ama kalsiyum metabolizmasını etkilediğinden, steril ve sağlıklı yumurta yapamadılar. Yumurtalar kırılgan oldu.
1700 yılında Kel Kartal nüfusunun 300000-500000 olduğu tahmin ediliyor. Ancak 1950'lerin ortasında sadece 412 yuva çifti kalmıştı. İlk olarak 1918'de Göçmen Kuş Antlaşması ile korumaya alındı, ticari yasak kondu. 1972'de DDT, ABD'de yasaklandı. 1992'de tahmini nüfus 110000-115000 oldu. Bunların 70000'i Alaska'da yaşamaktadır. İyileştirme ve nüfus artışı sonucunda, 2007'de ABD'de, Doğal Hayatı Koruma Listesinden çıkarma çalışmaları başladı.


Kanada Quebec'de çektiğim bu fotoğraflarda, maalesef kartalımızın yüzünü görüntülüyemedim. Kartallar yüksek ve ÖZGÜR UÇARLAR. Bulunduğu ortamdan sanırım mutlu değil, 1 saat beklememe rağmen yüzünü dönmedi.

Kel Kartal aynı zamanda ABD'nin güç, gurur, birlik sembolüdür. Ulusal kuşları aynı zamanda mühürlerinde de var.

KEL KARTAL KIZILDERİLİ KÜLTÜRÜNDE, KUTSAL KUŞTUR. ONLARA GÖRE KARTAL, TANRI VE İNSANLAR ARASINDA RUHSAL PEYGAMBERLER GİBİDİR. KİŞİLERE ŞEREF SEMBOLÜ OLARAK KARTAL TÜYÜ VERİLİR. KARTALLAR; GÜNEŞE YAKIN , YÜKSEKLERDE YUVALARI OLDUĞUNDAN BEREKET VE BARIŞ SEMBOLÜDÜRLER. KARTAL YUVALARININ YANINDA DİNSEL TÖREN VE DANS GÖSTERİLERİ YAPARLAR. DANS ESNASINDA, KANAT KEMİĞİNDEN YAPILAN DÜDÜK ÇALINIR. VE BİR TIP ADAMI TÜYLERİ KULLANARAK, İYİLEŞTİRME VE GÜÇ AKTARIMI YAPAR.
KUZEY AMERİKA'DA SADECE KIZILDERİLİLERE; DİNSEL TÖRENLERİ İÇİN, TÜY ALIMI YETKİLİ KILINMIŞTIR.

KEL KARTAL, GÖÇMEN KUŞ ANTLAŞMASI YASASI, KEL VE GOLDEN EAGLE KORUMA YASASI TARAFINDAN HALEN KORUNMAKTADIR. SATIŞ, TAKAS, TİCARET, İTHALAT, İHRACAT, ULAŞTIRMA, YUVA VE YUMURTA TOPLAMA KESİNLİKLE YASAKTIR. Çok güzel!.. YERLİ AMERİKALILAR, KENDİ KÜLTÜRLERİNİN AMBLEMİNE SAHİPTİRLER.



KANADA KAZI (BRANTA CANADENSIS), DÜNYA'NIN EN GÜZEL KAZI, EN GÜZEL KUŞLARINDAN BİRİ... Benim ennn sevdiğim kuşlardan biri!..

Kanada Kazı, Arktik ve Kuzey Amerika'da yaşayan vahşi bir kazdır. Hatta ürkek ve şüpheci kazlar, özgürlüklerine zarar gelmesin diye, insanlara pek yaklaşmazlar. Siyah baş ve boyunları vardır. Yüzlerinde beyaz lekeler olup, vücutları kahverengi-gridir. Genç Kanada Kazlarının (Goslings) baş ve sırt bölgesinde, yeşilimsi-gri, künt sarısı, zeytin rengi tüyler vardır. Yetişkin olduklarında bu renkler gider.



Kanada Kazının büyüklüğü 76-110 cm. ve kanat açıklığı 127-180 cm. dir. Erkekler 3,2-6,5 kg. ağırlığında, dişiler 5,5-12 kg. ağırlığındadır. Erkekleri agresif; dişileri ise daha özdeştir. Dişilerin farklı bir (korna gibi) sesleri vardır.
Yiyeceklerinin büyük kısmını yeşil bitki örtüsü ve tahıllar içerir. Buğday, fasulye, pirinç, mısır yerler. Su içinde ise besinleri balık, yılan balığı, yosun, deniz maruludur. Ayrıca bermuda otu, tuz otu,tohum, yabani meyve, arpa, böcek, kurtçuk da yerler.




Tüm yaşamları boyunca tek eşlilerdir. Ancak eşleri ölürse yeni eş bulurlar.Grup halinde su kenarlarında dolaşırlar. Yuvalarını kuru yapraklardan yaparlar. Dişi 3-8 yumurta yapar. 23-30 günlük kuluçkaya, sadece dişi kaz yatar. Ömürleri tam olarak bilinmemekle beraber, uzundur. 23- 24 yaşına kadar yaşamış iki Kanada Kazı ile tutsaklıkta 42 yaş yaşamış diğer bir kaz görülmüştür.
Kanada Kazlarının habitatları; su yollarına açık çayırlar, otsu bitki alanları ve arktik tundralardır.

Kanada Kazlarının önemlerinden biri MUHTEŞEM GÖÇLERİDİR. Yazın Kanada, kışın ABD'nin güneşi onların yaşam yerleridir. ÇOK İYİ GÖRME YETENEĞİNE SAHİP KANADA KAZLARININ, EN BİLGE BÜYÜKANNELERİNİN LİDERLİĞİNDE, YAVRULAR ARADA, SAATTE 85-90 km. HIZLA ''V'' ŞEKLİNDE GÖÇLERİ TEK KELİMEYLE MUHTEŞEM, MUHTEŞEMDİR. MAGNİFİQUE!..



Göç Kanada'da Eylül ayı başından, Kasım ayı başına kadar uzar. ABD'ye göçtüklerinde kendileri gelmeden ''garuk gauk'' diye çıkan sesleri, onların gelişinin ve yaklaşan kışın habercisidir. Uzun göç yolculuklarında T3, T4 gibi tiroid hormonları yükselir. Bu sayede hızlı ve uzun uçuş yaparlar.

Kanada kazlarının normal göç rutinleri, Chesapeake Körfezi ve Virginia James River bölgelerindedir. Büyük gruplar ''V'' şeklinde ilkbahar ve sonbaharda geçiş yaparlar. Bazı bölgelerde göç yolları; habitat, yiyecek kaynakları değişikliği ile farklılıklar göstermektedir.

19.y.y. ın başı ve 20.y.y. ın sonunda AŞIRI AVLANMAYLA KANADA KAZI SAYISINDA CİDDİ DÜŞÜŞ OLDU. Ama şimdi YASALAR VE HABİTAT EĞLENME VE KORUMA PROGRAMLARI İLE NÜFUSLARINDA İYİLEŞME VAR. Kuzey Amerika ve Kanada'da kuş nüfusunda artış olmuştur ve en yaygın su kuşlarıdır. Hatta bazıları ortama o kadar uyum gösteriyorlarki göçmen bile olmuyorlar.

Kanada Kazları bazen de aksiliklere neden oluyorlar. Örneğin; 1995 yılında ABD Hava Kuvvetleri Alaska'da bir sürüye vurdu. 24 mürettebat öldü. Yine New York'tan kalkan pilot, Hudson Nehrine acil iniş yaptı. 155 yolcu küçük yaralanmalarla kurtuldu. Kazalar; habitat değiştirme, tehcir gibi olaylarla önlenmeye çalışıldı. Ve SÜRÜLER İTLAF EDİLDİ.

KANADA KAZLARI YÜZLERCE YILDIR İNSANLAR TARAFINDAN AVLANDILAR. YERLİ AMERİKA'LILAR BAHAR GÖÇLERİNDE AVLADILAR. ESKİMOLAR DA AVLARDI. SON ZAMANLARDA DA ÇİMENLİK ALANLARA GİRMELERİNİ ÖNLEMEK İÇİN KİMYASAL METHİOCARB KULLANILDI. 200 KAZ TEKSAS'DA KİMYASAL PARATHİONLA ÖLDÜRÜLDÜ.

KANADA KAZLARI AŞIRI AVCILIK VE ÖLÜM NEDENİYLE BÜYÜK RİSK ALTINDADIRLAR. OYSA İÇİNDE YAŞADIKLARI EKOSİSTEMDE ROLLERİ ÇOK BÜYÜKTÜR. ÖZELLİKLE YEDİKLERİ BİTKİ TOHUMLARINI DAĞITMALARI, BİTKİ DÜNYASI İÇİN OLDUKÇA ÖNEMLİDİR.

KANADA KAZLARINI ÖLDÜRMEYELİM. KAZLARA, DOĞAYA VE DOLAYISIYLA KENDİMİZE SAYGI DUYALIM.



Kanada Quebec'te fotoğrafladığım bu güzel manzaraya yakışan tatlı Yaban Ördekleri (anas ouergueluda)

Yaban Ördekleri perde ayaklı su kuşlarıdır. Erkeklerinin tüyleri parlak, dişilerinin donuktur. Erkek tüyleri yazın dökülerek, dişiler gibi esmer renge bürünür. Tüyleri kiremitler gibi birbiri üstüne dizildiğinden, su geçirmez ve kaygan olduğundan çabuk kururlar. Zaten yaban ördekleri soğuğa ve yağmura dayanıklıdırlar.

Yaban Ördeği suya daldığında bir araştırma yaparak, çamurlu suyu gagasıyla alır. İçindeki tohum ve kurtçukları alıp, çamuru dışarı sızdırır. Sümüklü böcek, kurbağa larvaları, küçük balıkları yer. Çok oburdur. Ne bulsa yer.

Yaban Ördekleri, ağaç kovukları, çalılıklar arasında yuva yaparlar. Terkedilmiş tavşan çukurunda bile yuva yapıp, yumurtlarlar. 15-20 yumurta olunca, 28-29 günlük kuluçkalarına yatarlar. Ömürleri 20-30 yıldır. Evciller 15 yıl yaşar.


Montreal'de şehir merkezinde bulunan doğal parktaki ördekler.

1918 yılında Doğa Korumacı ve Kuş Bilimci John Thomas Miner sayesinde ''Göçmen Kuş Protokolü'' yürürlüğe girdi. BU PROTOKOL, GÖÇMEN KUŞLARIN YAKALANMASINI, SATILMASINI VE ÖLDÜRÜLMESİNİ YASAKLAMAKTAYDI. Miner 30 yıl boyunca YABAN HAYATININ KORUNMASININ VE YABAN HAYVANLARI İÇİN BARINAKLAR İNŞA EDİLMESİNİN GEREKLİLİĞİNİ konferanslar vererek anlattı. ÇOCUKLARA KUŞ KULÜPLERİ KURMALARINI, YUVA VE BARINAK YAPMALARINI ÖNERDİ. Haklıydı, çünkü doğa ve hayvan bilinci çocuk yaşta gelişir. Eğitim küçük yaşta olmalıdır. Aksi halde insanlar büyüyünce hayvanları, doğayı katleden; sonra da kendi cinsine zarar veren canavarlar haline gelir. KESİNLİKLE TÜM DÜNYA ÇOCUKLARINA; VERİLEN BİYOLOJİK EĞİTİMİN YANINDA HAYVAN, BİTKİ VE DOĞA SEVGİSİ VERİLMELİDİR. DOĞA, YAŞAM NEDİR? NEDEN DOĞAYI SEVİP, KORUMALIYIZ? BUNLAR CİDDİ ŞEKİLDE ÖĞRETİLMELİDİR. HATTA BELİRLİ ZAMANLARDA ÇOCUKLAR DOĞAYLA İÇİÇE KAMPLAR HALİNDE YAŞAMALIDIR. Miner 1944'de öldüğünde 50000'in üzerinde Yaban Ördeğini ve 40000'in üzerinde de Kanada Kazını bilimsel araştırmalar, onları tanıma ve yardım etmek için etiketlemişti.



SIĞ SULARDA, KOY VE GÖLETLERDE YAŞAYAN YABAN ÖRDEKLERİNİN HABİTATLARI İNSANLAR TARAFINDAN TEHDİT ALTINDADIR. HİDROELEKTRİK KALKINMA, ORMANCILIK, BÖCEK KONTROL PROGRAMLARI, DÜŞÜK DÜZEY ASKERİ UÇAN, KAYNAK GELİŞTİRME VE ARTAN ERİŞİM BOZUKLUKLARI DAHİL;BUNLARIN HEPSİ YABAN ÖRDEKLERİ VE KANADA KAZLARI İÇİN TEHDİTTİR.

AYRICA YASADIŞI AVCILIĞIN ÖNLENMESİ, KANADA ATLANTİK SULARINDA PETROL VE KİMYASAL SIZINTILARIN ÖNLENMESİ YABAN KUŞLARININ GELENEKSEL KIŞLAMA ALANLARINI KORUYABİLİR.



KIRMIZI TAÇLI TURNA (RED-CROWNED CRANE), Turna Japonensis, Japon Turna, Mançurya Turna

Kırmızı Taçlı Turna, taçlı kuş dünyasının ikinci nadide kuşudur. Doğu Asya'da bu kuş; ŞANS, UZUN ÖMÜR, SADAKAT SEMBOLÜ olarak bilinir. 1952'de kutsal sayılmaları nedeniyle Ulusal Japon Kuşu ilan edildi. Çin'de de kültürlerinde uzun ömür, ölümsüzlük sembolü olması nedeniyle; Kırmızı-Ulusal Ormancılık Bürosu tarafından, Çin'in Ulusal Hayvanı olarak tek aday olup seçildi. Ayrıca kırmızı taç soyluluk sembolü olarak görülüyor.

Uzun boylu zarif Kırmızı Taçlı Turnanın, boyu yaklaşık 158 cm. kanat açıklığı 2,5 m. dir. Yaklaşık ağırlığı 7,5 kg. olup, 17-22 kg. olanlar da vardır. Olgunlaştıklarında başlarındaki beyaz taç, kırmızı olur.

Moğolistan, Sibirya'da olgun turna 2 yumurta yapar. Kuluçka 29-34 gündür. Tek eşlilerdir. Yumurtayı ve yuvayı korumadan erkek sorumludur. Yavruların ilk uçuşu 95 inci güne gelir. Aile kışı geçirmek için, genelde hayatta kalan tek yavruyu alıp, Japonya, Çin, Kore, Tayvan'dan Doğu Asya'daki diğer ülkelere göçerler.
Ulusal Aviary Pittsburgh yılında, uçakla nakledilip, Khinganski Tabiatında doğal hayata bırakıldılar. 1995-2005 yılları arasında ABD'e bırakılan 150 yumurtadan çıkan yavrular doğal hayatta büyüdü.

Habitatları ıslak çayırlar, bataklıklar, nehir ve pirinç alanlarıdır. Balık, kemirgen sazları, otları, çilek, mısır yerler. Hokkaido'da insanların sağladığı mısır, tahıl taneleri ve balıkları yemeği çok severler. Ayrıca küçük amfibileri, omurgasızları, böcekleri, sulak ve bataklıklarda yetişen bitkileri de yerler.


Kırmızı Taçlı Turnaların MUHTEŞEM DANSLARI her yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle kur ile ilişkili olduğu düşünülse de, motor gelişimin bir parçasıdır. Saldırganlığı baltalamak, gerginliği dindirmek ve çiftler arası bağı güçlendirmek içindir. Kırmızı Taçlı Turna Red-Crowned Crane , diğer türlerinden daha fazla dans eder.

Kırmızı Taçlı Turna nüfusu yaklaşık 1700-2000 civarındadır. Çin ve Rusya'daki 1200 kuştan yaklaşık 900 tanesi Japonya'da Hokkaido adasında yaşar.
Dünya savaşında nüfusları oldukça azalıp, en düşük noktaya ulaştı. 1970'li yılların başında korunmaya dahil oldular. 1991'de Çin, Moğolistan, Rusya uluslararası bir anlaşma işbirliği içine girdiler. 2003'de ICF Küresel Çevre Fonu (GEF) ve Birleşmi,ş Milletler Çevre Programı ile Kırmızı Taçlı Turnalar korumaya alındılar. Japonya ve Kore'de de koruma çalışmaları yapıldı. ABD küresel çevre koruma çalışmalarına katıldı.

KIRMIZI TAÇLI TURNALAR, CİDDİ HABİTAT KAYBI NEDENİYLE TEHDİT ALTINDADIRLAR. İNSAN GELİŞİMİ, TARIMSAL GENİŞLEME, KAMIŞ HASADI, ORMANSIZLAŞMA, YOL VE BİNALAR, TARİHİ ÜREME SULAK ALANLARININ YOK EDİLMESİ NEDENLERİ TEHDİT OLUŞTURMAKTADIR. EK TEHDİTLER İSE YANGINLAR, İNSANLARIN YUVALARINI İMHA ETMESİ, ZEHİRLENMEDİR.

AYRICA TÜRLER; HABİTAT KULLANIM DEĞİŞİKLİĞİ, SULAK VE OTLAK ALANLARDA KENTSEL BÜYÜME, ARAZİ GELİŞTİRME, KİRLİLİK VE ÇEVRE KİRLETİCİLERİ, PETROL GELİŞTİRME GİBİ NEDENLERLE KRİTİK SIKINTI İÇİNDEDİRLER.

DOĞANIN PARÇASI, SÜSÜ, MUTLULUĞU KUŞLARA İYİ DAVRANALIM. BENİM ENN SEVDİĞİM HAYVANLARIN BAŞINDA GELİR. ÇÜNKÜ KUŞLAR ÖZGÜRLÜK DEMEKTİR. EĞER KUŞLAR GİDERSE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ DE GİTMİŞ OLACAK.


KANADA TURNASI, SANDHILL CRANE (GRUS CANADENSİS)

Kuzey Amerika ve Kuzeydoğu Sibirya'da yaşar. Nebraska ve Platte Nehri kuş referans yaşam alanlarıdır. 450000 yıl boyunca bu bölgelerde göç etmişlerdir. Kanada Turnasının rengi gri, alnı kırmızı, yanakları beyazdır. Ağırlığı 3-6,5 kg. (en büyükleri 14 kg.), uzunluğu 98 cm. kanat açıklığı 1,6 m. yükseklikleri 80 cm. dir. Fransız tarzı boğazda haddelenmiş ''r'' gibi yüksek sesle çağrı yaparlar.
Habitatları Kanada, Alaska, Güneydoğu ABD, Sibirya, Küba bataklıklarıdır. 2 yumurta yaparlar. Kuluçka 29-32 gündür. Erkek yuvayı korur. Yavruların ilk uçuşları 67-75 günler aralığındadır. İletişim için yüksek sesle çağrılar yaparlar. Yumurtaları ve yavruları bazen kuzgunlar, şahinler, kartallar, rakunlar yer. Ama bir yırtıcı kuş yaklaştığında Sandhill kendini, ailesini korur; hatta tekmeler ve uçar. Ömürleri vahşi hayatta 25 yıldır.
Kanada turnası dansı iyi bilmektedir. Meşhur dansları için önce kanatlarını açar, selam verir ve havaya sıçrar. Sandhill'ler eşlerine daima sadık kalırlar.

Tahıl, tohum, bazı böcekleri, omurgasızları, küçük omurgalıları yerler. İnsanlardan ürküp, yaklaşmazlar.

Sandhill kış için güneye uçar. Kışlama alanlarında 10000 kişilik kuş sürüleri oluştururlar. En iyi gözlemleme yeri New Mexico'dur.

SULAK ALAN EKOSİSTEMİNİN BOZULMASIYLA, IRMAK KENARINDA YAŞAYAN SANDHİLL'LER ÖNEMLİ TEHDİT ALTINDADIR. GÖÇMEN NÜFUS İÇİN, KIŞLAMA ALANLARINDA BÜYÜK ENDİŞE BULUNMAKTADIR.

Sandhill'lerin %80' i ilkbaharda Platte Nehrini kullanmaktadır. Platte boyunca tek bir kuş 29 gün geçirir. Şişmanlayıp göç için enerji depolar. Ama onları AŞIRI AVLANMA, YERLEŞİM VE TİCARİ KALKINMA BASKISI TEHDİT ETMEKTEDİR.

1900'lü yılların ilk yarısında koruma çalışmaları başladı. 1916'da GÖÇMEN KUŞ ANTLAŞMASI yapıldı. Dünya çapında 650000 civarında sandhill var. Ama Washington'da tehlike altında. Gerçi ABD ve Kanada'da 10 yıldır istikrarlı genişleyen nüfusları var. Florida'da çok iyi korunuyorlar. ÖLDÜRÜLÜRSE YÜKSEK PARA CEZASI VAR. FEDERAL YASALARLA DEVLETİN KORUMASI ALTINDALAR. Dünya'nın sayılı turna türü, Mississippi ve Küba'da ise tehlike altında. En az nüfus 300 ile Küba'da.

TÜM DÜNYA'DA; KANADA TURNALARI, TURNALAR VE GÖÇMEN KUŞLAR İÇİN HABİTAT DEĞİŞİKLİĞİ VE AVCILIK TEHLİKE TEŞKİL ETMEKTEDİR. DOĞAYI KORUMALIYIZ. BUNUN İÇİN DÜNYA HALKI BİLİNÇLENDİRİLMELİDİR. PLANLI ŞEHİRLEŞMELİ, DÜNYA CANLILARININ ORTAK MALI OLAN SULAK ALANLARA, ORMANLARA DOKUNULMAMALIDIR. HİÇBİR KUŞUN HABİTATINI DEĞİŞTİRMEMELİYİZ.

GÖÇMEN KUŞLAR HER YIL UZUN GÖÇ YOLUNDA BULDUKLARI SU VE YİYECEKLERİ ARTIK BULAMIYORLAR. ONLARIN YERİNE BİZİM APARTMANLARIMIZLA, SANAYİMİZLE KARŞILAŞIYORLAR. BU LİSTEYE ÜLKEMİZ TÜRKİYE'DE KARS YÖRESİNDEKİ GÖÇMEN KUŞLAR DA DAHİLDİR.BÜTÜN BUNLARA HAKKIMIZ YOK. DÜNYA'DA YERLEŞECEĞİMİZ BAŞKA YERLER DE VAR.
''YUVA YIKANIN YUVASI OLMAZ.''

ARTIK DOĞADA ORTAK YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ. DOĞRU ŞEHİRLEŞMELİYİZ, TEKNOLOJİYİ DOĞRU KULLANMALIYIZ. KUŞLARLA ÇİFTÇİLER ARASINDA POZİTİF İLİŞKİLER KURMALIYIZ. ELEKTRİK KABLOLARINA, TRAFİKTE ARAÇ EZMELERİNE; HERŞEYE, EN UFAK DETAYLARA BİLE DİKKAT ETMELİYİZ. BUNUN İÇİN DE DÜNYA HALKINI ÇOCUKLUKTAN İTİBAREN EĞİTİMLE YETİŞTİRMELİYİZ.

OKULLARA DOĞA, HAYVAN, BİTKİ, İNSAN SEVGİSİ DERSLERİ KONSUN!



TROMPETÇİ KUĞU (TRUMPETER SWAN), Kuzey Amerika'nın en büyük ötücü kuşu, Dünya'nın en büyük kuğusu.

Trampetçi Kuğunun (Trumpeter Swan), trampet gibi derin, rezonans ve arsız sesi vardır.

Erkeklerinin uzunluğu 145-163 cm. ağırlığı 11,8 kg. Dişiler 139-150 cm. uzunluğunda 13 kg. ağırlığındadır. Kanat genişliği 2,03 m. Uzun boyna , siyah gagaya, siyah kısa bacaklara ve harika beyaz tüylere sahiptirler. Genç kuğuların gri olan tüyleri, yetişkin olunca beyaz olurlar.

Kuzey Amerika'da sığ havuzlar, geniş nehir kıyıları üreme alanlarıdır. Dişi bir bitki höyüğünde, terkedilmiş kuzgun yuvasında veya yüzen bir platform üzerinde 3-10 yumurta yapar. Aynı yerdeki bu yumurtaları birkaç yıl boyunca kullanabilir. Kuluçka 32-37 gündür. Uzun yaşamları vahşi hayatta 24 yıl, esarette 32 yıldır. Sert ortamlara adapte olmuşlardır. -30 dereceye tahammül edebilirler.

Habitatları tatlısu bataklıkları, gölet ve göllerdir. Su bitkilerini yerler. Kışın ot, çimen, alanlarda tahıl, küçük böcek ve kabukluları yerler. Gelgitlerle gelen yiyecekler, onlar için iyi bir fırsattır. Yazın Alaska ve Kanada'da St.Lawrence Nehri kıyılarında yaşarlar. Rocky Dağlarında da bir nüfusları vardır. Kış için ABD'de Colorado'ya meşhur ''V'' uçuşlarıyla göç ederler. Ohio, Mississippi Nehir vadilerinde yaşar, Meksika Körfezine kadar inerler.

1600-1800 yılları boyunca Trompetçi Kuğu, tüyleri için avlandı. Sözde en kaliteli kalemler bu tüylerden yapılıyordu.1916 yılında Göçmen Kuş Sözleşmesi Büyük Britanya ve Kanada ile ABD arasında imzalandı. 1933'de sadece Kanada'da 77, ABD 'de 50 Trompetçi kalmıştı. Ama daha sonraki çalışmalarla bu sayı 16000'e çıktı. ERKEN ÇABALARLA, HABİTATLARINA SAHİP ÇIKILDI VE SON 30 YILLIK DÖNEMDE NÜFUS SÜREKLİ BÜYÜDÜ. ABD 'de Balık ve Yaban Hayatına Hizmetten dolayı %400 büyüme oldu. 1982'de Toronto Hayvanat Bahçesi, Koruma ve Yumurta Toplama Projesi başlattı. 1984 'de Koruma Çalışması Çağrısı devam etti. Ama halen Minnesota Eyaletinde tehdit altındalar.

MUHTEŞEM GÜZELLİKTEKİ TROMPETÇİ KUĞULAR HABİTAT KORUNMASI VE İYİLEŞTİRİLMESİ İLE DAHA DA SAYILARI ARTIP, YAŞAYACAKLARDIR. KANADA'DA, DÜNYA'NIN EN BÜYÜK KUĞUSU TÜM TROMPETÇİLER, KORUMA ALTINDADIR. ONLARA ÖLÜM YASAKTIR.

HİNDİ AKBABA, TURKEY VULTURE, TEMİZLEYİCİ KUŞ.
Açık ve yarı açık alanlarda, subtropikal ormanlarda, otlaklarda , mera, çayırlar ve çöllerde yaşarlar. Yumuşak, saldırgan olmayan davranışlara sahiptirler.
Koyu kahverengi tüyleri, morumsu-kırmızı başı, çengel fildişi renkli gagası olan çirkin yüzlü bir hayvandır. Ömürleri 20 yıldır. Boyları 170-183 cm. ağırlıkları 1,4-2,26 kg. dır.
En yüksek uçan kara kuşu, en yetenekli planörlerdir. 7000 m. den yükseğe çıkabilirler. Sesleri homurdama sesi gibidir. Küresel nüfusları 4500000'dür.

Yuva yapmaz, korunan bir yere , mağara, kaya çatlakları, dağ ve kuru ağaç kovuklarına yumurtalarını bırakırlar. Dişi 2 veya bazen 1-3 yumurta yapar. 30-40 günlük kuluçkaya ebeveynler beraber yatarlar.

Hindi Akbabaları leşle beslenirler. Nadiren bitki, kabak, canlı böcek yerler. Keskin gözleri ve koku alma duygusu ile düşük gazlı ölü hayvan çürümesini algılarlar. Kanatlarını açık tutup; kurutma, vücut ısıtma ve bakterilere kapatma hareketi yaparlar. Kokulu maddeleri sindirirler. Aynı zamanda avcılarına kusarak, bu maddeyi püskürtüp uzaklaştırılar.

İnsanlar, Hindi Akbabalarının ayaklarından Şarbon ve Domuz Kolerasını taşıdıklarını düşünür. Ama virüsler sindirim yoluyla yok edilir. İnsanlar yeni doğan akbabaları dahi öldürmektedir. CANLI ÖLDÜRMEK YANLIŞTIR. AKBABALAR LEŞLERİ TEMİZLEYİP, HASTALIKLARI ÖNLEDİKLERİNDEN, EKOSİSTEM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR.

Hindi Akbabalar ABD ve Kanada'da koruma altındalar. Ama Kaliforniya'da tükenme tehlikesi olup, tahminen bugün 40-60 akbaba var. ABD'de Hindi Akbabaları almak, öldürmek, sahiplenmek yasaktır. Aksi halde 6 ay hapis cezası ve 15000 dolar para cezası vardır.

KANADA BAYKUŞU, BURROWING BAYKUŞU (Strix occidentalis)

Kanada'nın kuzeyinde; otlaklar, tarım alanları, çöller, kuru ve açık alanlarda yaşar. Uzunluğu 25 cm. kanat açıklığı 53 cm. dir. Dişileri 4-12 (genelde 9) yumurta yapar. Vahşi hayatta 9 yıl, esarette 10 yıl yaşarlar. Gece avlanıp, böcek, sinek, küçük kabukluları yerler.

Florida Atlantik Üniversitesinin Atletizm Takımının maskotudur.

Burrowing Baykuşları tehlike altındalar. Kanada'nın İngiliz Kolombiyasında geniş ormanlık alanlarda sadece 23 baykuş kaldı. Oysa bu sayı 90'ların başında 1000 idi. IUCN Kırmızı Listesinde yer almaktalar.

Baykuşların düşmanları; porsuk, yılan, vahşi-evcil kedi köpekler ve ne acı ki trafikteki araçlar. BAYKUŞLAR TEHLİKE ALTINDA, HABİTAT KAYIPLARI VAR. ÇÜNKÜ YAŞAM ALANLARI HAVAALANLARI VE GOLF SAHALARI OLDU.

BAYAĞI KUZGUN (corvus corax)

Kuzey Amerikaya, Eski Dünyadan geldiği düşünülmektedir. Kuzey Amerika, Kuzey Afrika, Avrasya, Pasifik Okyanus Adaları, Kanarya Adaları, Britanya Adaları, İskoçya, İzlanda, Grönland, Tibet, Everest üzerinde, İstanbul'da yaşarlar.

Boyları 56-69 cm. ağırlıkları 1,5-3,6 kg. dır. Ömürleri 10-15 yıldır. Londra kulesinde bir kuzgunun 44 yıl yaşadığı görülmüştür. 18-21 günlük kuluçkaya, 3 yumurta üzerinde sadece dişi yatar. Yavruları 6 ay her iki ebeveyn besler.

Beslenme kaynakları bulmada fırsatçıdırlar. Leş, böcek, tahıl taneleri, meyve yerler. Ayrıca çöp karıştırıp yemek atıklarını; kurtçuk ve leş böceklerini yerler.

Çevre ve insan da dahil sesleri taklit edebilirler. Çağrılar, alarm ve takip arama seslerini çıkarabilirler. Taklit ve problem çözmede türünün en büyük beynine sahiplerdir. Oyuncu, eğlenceli, akrobat kuşlardır. Hatta kurt, köpek gibi diğer türlerle de oynarlar.

Kuzgunlar HIRSIZ KUŞ olarak da bilinir. Nedeni, DİŞİLERİNİ ETKİLEMEK İÇİN PARLAK, BEYAZ VE MAVİ NESNELERİ YUVALARINA TAŞIRLAR. Ayyy! Çok Komik...

Yüzyıllar boyunca mitoloji, folklor, sanat ve edebiyata konu olmuşlardır. Batı geleneklerinde siyah tüyleri ve leş yemeleri uğursuzluk kabul edilmiştir. Kuzey Amerika'da yerli halk tarafından ve Kuzeydoğu Asya'da Tanrı gibi saygı görmüştür. Britanya'da Celt'lerde kuzgun sembol olmuştur.

BAYAĞI KUZGUNLAR HABİTAT KAYBI VE DOĞRUDAN ZULÜM NEDENİYLE TÜKENME TEHLİKESİ ALTINDADIR. Fındık, tahıl gibi bitkileri yiyor diye, özellikle çocuklar tarafından zarar görmektedir. OYSA ÖLÜ HAYVANI YİYEREK ORTADAN KALDIRDIĞI VE HASTALIKLARI ÖNLEDİĞİ İÇİN EKOLOJİK FAYDASI VARDIR.

DOĞAYI KORUYALIM. HİÇ BİR KUŞA, HAYVANA, CANLILARA, BİRBİRİMİZE ZARAR VERMEYELİM.

9 Ocak 2010 Cumartesi

YENİDÜNYA CANLILARI


Şu güzelliğe bakın. Bu minicik, sadece bir köpek. Hah haaa!.. Ama çayırda olduğundan Çayır Köpeği.

Çayır Marmotları (Cynomys), sincapgiller familyasından, Kuzey Amerika otlaklarında yaşayan, kemirici bir hayvandır. Meksika'dan Kanada'nın güneyine kadar olan bölgede 5 tür yaşamaktadır. 8-10 cm. lik kuyruklarıyla beraber boyları 30-40cm. dir. Ağırlıkları 1-2 kg. olup, ömürleri en fazla 7-8 yıldır. Her yıl 4'ün üzerinde yavru yaparlar. Yavrulara 1 ay anneleri bakar.

İsimlerini köpek havlamasını andıran bağrışmalarından alırlar. Zaten Cynomys, Yunanca'da Fare Köpek demektir.



Fotoğrafta görünen Çayır Köpeklerinin habitatları. Tümsek kısımlar da yuvaları. Altta tünelleri var. Gerçekten harikalar!..

Çayır Köpekleri koloniler halinde, yüzlerce dönüm arazide yaşarlar. Kolonilerindeki sayının 400 milyon olduğu düşünülmektedir.

Yuvaları olan tünel sistemleri, yağmur suyunun yataktan akmasını ve erozyonu engeller. Dikey 5m. yatay 30m. uzayan tünellerinin, beslenme odası da dahil birkaç odası vardır.


Baskın erkek Çayır Köpeği, ailesinin sınırlarını rakip komşularından korur. Ama tartışmalar genelde kavgayla biter. Buna rağmen sosyal marmotlar, köpek şehirlerinde sık sık birbirlerini ziyarete giderler. Koklaşarak selamlaşırlar. Fakat avcıları porsuklara ve yılanlara karşı çok sinirlidirler. Hatta yılanları diri diri toprağa gömdükleri görülmüştür. Çayır Köpekleri ölülerini ve köpek şehirlerinde bulunmuş leşleri de gömerler. Toplum kurallarını bozanları da linç ederler.

Dikromatik görme özelliklerini kullanarak, yuvalarının tepesinde gözcülük yaparlar. Avcıları görüncede yüksek sesle tehlike alarmı verirler. Bu sesten sonra her birey kendi tüneline gitmelidir. Aksi taktirde kovulurlar.

Çayır Marmotlarının kolonileri, tarım alanlarına zarar verdikleri gerekçesi ile yok edilmektedir!.. Gerçi ABD' de koruma altında olanlar vardır.

2003 yılına kadar, Ekolojiye yararı olan Çayır Marmotları, vakumla yuvalarından zorla alınıp, egzotik hayvan dükkanlarına götürülüyorlardı. Bu onlar için zulümdür. Çünkü ev hayvanı olarak bakılması zordur ve üremeleri güçtür. Biz onlara neler yapıyoruz; onlar ise kolonilerine kendilerini görmeye gelen insanlara, havlayarak cevap veriyorlar. Bunu düşünmeliyiz!..



TEMİZ RAKUN, YIKAYICI RAKUN!..
Raccoon, Procyon (Türkçesi:Küçükayıgiller) Lotor familyasından Kuzey Amerika'lı bir memelidir. Daha sonra Avrupa ve Japonya'ya yayılmıştır.

Rakun-koon-Algonquin ifadesi, Şef Powhatan ve kızı Pocahontas tarafından oluşturulmuştur. Kızılderili kabilelerin mitolojisinde de vardır.

Fosillere göre ilk Rakun 25milyon yıl önce yaşamıştır. Diş ve kafatası yapılarına göre, gelinciklerle ataları aynı olsada; moleküler analizleri, ayılarla aralarında daha yakın bir ilişki göstermektedir.

Orta Amerika ve Karayipler'de 5 tür yaşamaktadır. En küçük türleri Florida ve Ten Thousand Island'da; en yaygın 15 alt türü ise Mississippi, ABD ve Kanada'da yaşar.

Rakunların genelde 25cm. lik kuyruklarıyla beraber boyları 41-72 cm. dir. Ağırlıkları 3,6-9 kg. dır.Burunları sivri, kulakları diktir. Gebelikleri 65 gün olup, baharda 2-5 yavru yaparlar. Sonbahara kadar yavrulara anneleri bakar.

Rakunların en karakteristik fiziksel özellikleri, göz çevresinin etrafındaki keskin beyaz bölge ve bununla kontrast siyah kürk alandır. Eşkıya maskesini hatırlatır. Zaten kendi de eşkıya gibi yaramaz. Bu fotoğrafı çok zor çektim. Her an bana 'tıssss' lıyordu. Üzerime atlamaya geldi, kaçtım. Meğerse insanlara sinirleniyormuş. Tatlı şey, bir de asabi!..

Büyük mesafeleri hızlı atlayan Rakunlar, suda birkaç saat kalabilirler. Zaten yaşam alanı olarak su yolları, göller, bataklık çevrelerini seçerler. Çünkü çok temizler. Herşeyi yıkayarak yerler. Hatta temiz etleri bile yıkamadan yemezler. Bu nedenle ''yıkayıcı'' (iotar) adını almışlardır.Tatlım, bir hayvanın bu kadar temiz olması çok çok güzel , mislerim benim!..

Balık, kerevit, kurbağa, midye, semender yerler.Yumurta, kuş, böcek, sıçan iştahlarını kabartır. Ceviz, meyve, çilek ve böğürtlene bayılırlar. Mısır tarlalarına gece baskın yaparlar. Rakunların elleri çok oynak ve maharetlidir. Avlarını genelde elleriyle avlarlar.

Yazın çok yemek yiyerek kışı rahat geçirirler. Kış uykusuna yatmazlar ama uzun süreler yatarak dinlenirler. Bazen besin aramak için yuvalarından çıkarlar.

Rakunların ömürleri doğal ortamda 1,8-3,1 yıldır. Esirliklerinde ise 20 yılı bulabilir. Yakalandıklarında iyi bir evcil olurlar. Ben özgür kalmalarını istiyorum .Doğanın dengesini bozmayalım. Rakunlar için en büyük tehlike avcılık ve trafik kazalarıdır.

Rakunlar eti ve özellikle kürkü için öldürülmektedirler. Kürkü Alaska Samuru veye Alaska Ayısı diye satılmaktadır. Çin'de yavru rakunlar kürkleri için canlı canlı yüzülmektedir. Sadece göz çevresi kalan rakunlardan gözyaşı ve ağlama sesi gelmektedir. Ve bu manzarayı bir film çekimiyle tüm Dünya'ya duyurmuşlardır. BEYAZ ADAM, SARI ADAM KENDİNE GEL! PARA YENİLEN BİRŞEY DEĞİL! İNSANLIĞINIZI KAYBETMENİZ, SİZİN İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL AMA BU DAVRANIŞLARLA, DOĞANIN DENGESİNİ BOZUP, ONU KIZDIRARAK SONUMUZU GETİRECEKSİNİZ! Derisini yüzüyoruz, giyinmek için. Başka şey giyemez miyiz? 21. y.y da Kürk Giymek İnsanlık Suçudur. Kürk giyenler en azından toplum tarafından yargılanmalıdır. Şunu düşünemiyor muyuz? Biz aslında hayvanların derisini yüzmüyoruz, beynimizi yüzüyoruz, sonumuzu hazırlıyoruz. Doğanın dengesini bozuyoruz. Ayrıca küresel ısınmaya neden olduğumuzdan, denge değişti. Hayvanlar yiyecek bulamıyor, yollara iniyorlar. Ne yazıkki trafik kazalarıylada hayatları bitiyor.

Burada önemli nokta doğal dengenin bozulmaması gereğidir. İnsanoğlu hemen bu yanlış davranışlarından (kürk giyme, hayvanların yaşam alanlarını şehirleştirme gibi...)vazgeçmelidir.



BARAJ MÜHENDİSİ USTA KUZGUNLAR. Kuzey Amerika Kunduzu (Castor Canadensis)
Amerika içinde tek tür olan bu kunduzlar; Kuzey Amerika'nın en büyük kemirgeni, Dünya'nın üçüncü en büyük kemirgenidir.

Kuzgunların boyları kuyruk hariç 80 cm. civarındadır. 40-50 cm. boyundaki kuyrukları düz ve raket şeklindedir. Ağırlıkları 16-30kg. dır. Sesleri bebek sesine benzer. Gebelikleri 130 gün olup bir batında 1-10 yavru yaparlar. Yılda 2 kez doğum gerçekleştirirler. Yavrular 24 saat sonra anneleriyle yüzerler. Tek eşlidirler, ancak eşi ölürse evlenirler.

Kunduzlar zamanlarının çoğunu su altında çalışarak geçirirler. Bunun için perdeli arka ayakları vardır ve iyi dalıcıdırlar.Gözlerinde, su altında görebilmeleri için nictitating zar vardır. Ayrıca su altında burun ve kulakları mühürlenir. Derilerinin altında onları soğuk su ortamından koruyan yağ tabakaları vardır. Kunduz geceleri etkindir. Ve mükemmel yüzücüler 15 dakika su altında kalabilirler.

Kunduz neden önemlidir? Çünkü o bir BARAJ MÜHENDİSİDİR. KARIŞIK MÜHENDİSLİK HESAPLARINI YAPAR, aynı ustalıkla İNŞAAT USTASI GİBİ ÇALIŞIR ve OLAĞANÜSTÜ TASARIMLAR YAPARLAR. Müthişler!.. Mimarlıklarına ve çalışkanlıklarına hayraaanım!..

Evlerini gelgit nehir deltalarında,çamur göllerinde ve akarsu kıyılarında inşa ederler.Barajlarını huş, kavak, titrek kavak, söğüt ağaçlarından yaparlar. Dişleriyle ağaçları diplerinden keserler. Zaten ön dişleri sürekli uzar ve uzamaması için de kemirmek zorundadırlar. Topladıkları malzemeyi üstüste yığarak dış cephe oluştururlar. Hiçbir delik, yarık kalmaması için dallarla, yosun ve çamurlarla kapatır, adeta dış sıva yaparlar.Yuvalarının genişliği 2-7 m. olup su seviyesinden 2-3 m. yukardadır. Kunduz yuvasında 2 sualtı girişi, su düzeyinin hemen üstünde 1 beslenme odası, daha yukarı düzeyde kuru bir uyuma odası ve 1 havalandırma kanalı bulunur. Yatak odalarında yapraklardan yatakları da vardır. -35 derecede bile yuva donma noktasının üstünde kalır. Kış için yuvanın yanında sualtı yiyecek deposu bulundurulur. Kunduzlar ağlarla bağlanmış, genişliği 1 m. olan kanallar açar; yüzlerce metre ilerideki kuru ve yüksek alanlara yiyecek çıkarırlar.Evlerinin etraflarındaki barajları havuza döndürüp, evlerini hendeklerle korumalı hale getirirler.

Kuzgun yavruları 2 yıl ebeveynleri ile kalır. Bunun için nüfus arttıkça evlerine ilave yaparlar. Bir kuzgun hiç durmaz, sürekli çalışır. Su ve ses nerede varsa, bilin ki orada baraj inşaatı vardır. EROZYONUN VE SELLERİN AZALMASINA YARDIMCI OLURLAR. Bentleri sel sularıyla yıkılırsa hemen onarmaya başlarlar. Çalışmaları öylesine geniş boyuttadırki bazen akarsu kıyıları için tehlikeli olurlar. Ama GENELDE YARARLIDIRLAR. BENTLERDE BİRİKEN SULAR, YAĞIŞLI HAVALARDA SELLERİ; KURAK AYLARDA AKARSUYUN TAMAMEN KURUMASINI ENGELLER.

Kunduzlar kürkleri için 19. y.y. boyunca avlandılar. Yerli halk ve erken yerleşimciler etlerini de yediler. Başlangıçta 200 milyonun üstünde tahmin edilen nüfus 10-15 milyon kaldı. Artık yerel halkta korumak istiyor. Kunduz resimlerini para ve pul üzerine bastılar. MIT, Oregon Üniversitelerinin maskotu, mühendislik okulları için ortak okul amblemi oldu. Nihayet Yenidünya kunduzu ABD ve Kanada'da koruma altına alındı.

KUNDUZ KÜRKÜ ve hiçbir kürk GİYMEYİN. BELKİDE İLK EVİ, İLK BARAJI YAPAN İNSANLAR MİMARİYİ KUZGUNDAN ÖĞRENDİLER. DOĞAL DENGENİN KORUNMASINA DA ÇOK YARARLARI VAR. DOĞANIN ve BENİM YETENEKLİ MİMARLARIMA, BARAJ MÜHENDİSLERİME DOKUNMAYIN! ASLA ASLA KÜRK GİYMEYİN!..


SKUNK, ÇİZGİLİ KOKARCA (Mephitis mephitis)

Kuzey Amerika'da yaşar. Boy kuyruk hariç 33-46 cm. gür kuyruk 18-25 cm. dir. Ağırlıkları 1,3-8,2 kg. aralığı civarındadır. Gebelikleri 66 gün olup, 5-6 yavru yaparlar. Kör ve sağır doğan yavrular, 1 ay sonra normale dönerler. 1 yıl anneleriyle yaşarlar. Ömürleri 10 yıl olup, evcilleşenler arasında 20 yıl yaşayanlar görülmüştür.



Skunklar ormana yakın yaşarlar. Gece, şafak ve alacakaranlıkta aktif durumdadırlar. Böcek, solucan, küçük kemirgen, kertenkele, kurbağa yerler. Ayrıca da çilek, kökler, mantar, mısır ve özellikle bal sevdikleri yiyeceklerindendir. Yerleşmiş alanlarda insan çöplerini karıştırırlar.
Çimenlerde solucan aramak için delik kazarlar.



Skunkun en önemli özelliği, tehlike anında savunma olarak , silahı kendi anal koku bezlerini kullanmasıdır. Kükürt karışımı (çürümüş yumurta, sarımsak, yanmış lastik ve bu kokuların birleşimi) gibi rahatsız edici koku bırakırlar. Koku bezlerinin yanındaki hassas sprey yüksek derecede 12 m. ye kadar koku yayar. Kokusu bir yana bu sprey; tahrişe, geçici körlüğe bile neden olabilir. Öyleki bu kokuyla kurt, tilki, porsuk hatta bir ayıyı bile uzaklaştırabilir.
Ben bu fotoğrafları çok zor çektim. Çünkü çekim günü hem çok hareketliydi, hem de kızdırırsam koku fırlatıyormuş, korktum!..
Amerika yerlileri skunkların bir kısmını evcilleştirmiştir. İngiltere'de yasal olarak evcil hayvan olarak tutulabilir. ABD'de aynı şekilde evcil skunk vardır. Evcil skunklarda koku bezleri alınmıştır. İşte ben bu yüzden skunkların evcilleştirilmesine karşıyım.
Lütfen DOĞAYI KENDİ HALİNE BIRAKALIM. SKUNKLARI EVCİL HAYVAN OLARAK BESLEMEK ÇOK KÖTÜ BİR FİKİR.

OKLU KİRPİ, KUZEY AMERİKA Oklukirpisigiller (Coendidae) .

Kuzey Amerika oklu kirpisi (eret-hizon dorsatum); yalnız yaşar, burunları çok hassastır. Bu özellikleriyle şövalyelere ve futbolculara örnek olmuştur.
Kuzey Amerika kirpisi Urzon, 40. kuzey paralelinde, ormanlardaki ağaçlarda yaşar. 15 cm. lik kuyruklarıyla beraber boyları 85 cm. dir. Ağırlıkları 8-18 kg. aralığı civarındadır. Gebelikleri 7 aydır. Doğduklarında (anne karnındayken zarar vermemeleri için) okları yumuşaktır.

Ayak tabanları kıllı, kuyruk sarılıcı özelliktedir. Ağaçlara tırmanıp, ağaç kabuğu, yaprak, meyve yerler. Ağaç kabuklarının tadı hoşlarına giderse, bütün gün orada kalırlar. Gece beslenirler. Urzon ağaçtan düşerse dikenleri yastık görevi yapar. Suya düşerse havayla dolu okları onu yüzdürür.
Oklu kirpinin tuhaf bir adeti, birdenbire uzun ümitsiz çığlık atar. Garip feryatları, 1 saate yakın savaş çığlıkları halindedir. O korkunç çığlıkta ne? Sakin olun Urzon streste!.. Tatlım seni kim üzdü? Hah haaa!.. Çok komik... Gördüğünüz gibi bütün canlılar aynıyız.

Oklu kirpinin diğer bir tuhaf huyu da tuz aşkı. Tuza dayanamaz. Tutku haline getirir. Kıyamet koparır. Bunun için oklarını bile fırlatır. Sonunda piknik alanında bir yer, kano dahi bulsa tuzlarını iştahla yalanır. Yani benim çikolata krizim gibi, onun da tuz krizi!.. Çok kafa dengi şu Urzon yaaa...
Urzonlarda ok sayısı 30000 tanedir. Öfff be! Hepsi silah. Urzon oklarını fırlatarak dağ aslanlarını ve ayıları bile öldürebilir. Atılan okların yerine 1-2 ay içinde yenileri çıkar. Oklu kirpiler, normal kirpilerle akraba değildir. Oklu kirpiler kemirici otçul memelidir. Normal kirpiler ise böcekçil olup, okları da yerlerinden ayrılmaz.


Şu tatlılığa bakın. CHIPMUNK (çipmonk), sincapgillerden Tamias cinsinden bir kemirici.



Bu fotoğrafları Montreal'de bir doğal parkta çektim. Her yerde çipmonklar. Banklarda, ayaklarımızın arasında gezinip; bizden yiyecek istiyorlar. Tabi bozulan doğal dengede, onlarda kolay yolu seçiyorlar. Sevmemek mümkün değil, aşırı tatlılar!.. Yiyeceklerini yanaklarına doldurduklarında, şiş yanaklarıyla sevimlilik had safhada... Hah haaa!..


Kanada ormanlarında yaşayan çipmonkların boyları 18-25 cm. ağırlıkları 50-150 gr. dır. Yani çok küçükler. Yılda 1 kez olmak üzere ilkbaharda 4-5 yavru yaparlar. Ömürleri 6-10 yıldır.



Hububat, fındık, mantar, kuş yumurtaları, küçük kurbağaları, solucan ve böcekleri yerler. Sonbahar başında kış için stoklama yaparlar. Yanak torbasında birden fazla yiyecek taşırlar. İstifleme yapmada ağaç tohumları, fideler önemli yer alır. İyi gizlenmiş girişli yuvaları 3,5 m. uzunluktadır. Tünellerindeki yatak odalarında, kabuklar ve dışkılar için çöp depoları vardır.

Bu küçük memeliler, ORMAN EKOSİSTEMİ İÇİNDE PEK ÇOK ÖNEMLİ İŞLEVİ YERİNE GETİRMEKTEDİRLER. Mantar (Truffles) ve birçok BİTKİNİN SPORLARININ HAVA YOLUYLA DAĞILMASINDA ROL OYNARLAR.

MAKAKLAR


Harika, zeki Makaklar!.. Bu Makak'ı Kanada-Quebec'te görüntülerken çok duygulandım. Gürültücü Makak'ın sakin hali ve yavrularına aşırı düşkünlüğü beni çok etkiledi!.. Bu Dünya hepimizin. Lütfen tüm insanlık ve bazı bilimle uğraşanlar Makaklara iyi davranalım!..

Japanase Macaque (Macaca Fuscata), Kar Maymunu, Japon Şebeği, Cercopithecidae familyasından bir maymundur. Makaklar, Japonya'nın karlı dağlarında volkanik bölgelerde yaşarlar. Yenidünyada ise Meksika'nın güneyinden, Güney ve Orta Amerika'ya kadar yaşayan 70 tür makak vardır. Kapsamlı bir nüfus da Laredo, Teksas'ta yaşamaktadır.




Harika Japon Makakların kuyrukları 10cm. olup, kuyrukla beraber uzunlukları 79-95cm. dir. Ağırlıkları erkekte 10-14kg. dişilerde ise 5,5kg.dır. 173 günlük gebelikten sonra, bir batında tek yavru dünyaya getirirler. Yavrularını anne önce karnında, sonra sırtında taşır. Japon Makakların kahverengi-gri kürkleri, kırmızı yüzleri, kısa kuyrukları vardır. Buruş buruş yüzlerinde yıllanmış ifadesi bulunur.




Japon Makakları 20-100 kişilik gruplar halinde yaşarlar. Gündüz zamanını ormanlarda geçirirler. -15 derecenin altındaki sıcaklıklarda, zamanlarının çoğunu, Yamanouchi kasabasındaki Kar Monkey Parkta bulunan kaplıcalarda geçirirler. Kışın Nagano içindeki Jigokudani Parkındaki spa keyflerine de diyecek yoktur. Makaklar -20 derecede yaşayabilirler.


Yiyecek bulmada usta makaklar, eşeleyerek böcek, yengeç bulur yerler. Ayrıca da ağaçta yaşadıklarından bitki kökleri, tomurcuk, yaprak, çilek, meyve, tahıl, mantarla beslenirler.. Nadiren de omurgasızları, hatta balıkları yerler.


Japon şebeği çok zekidir. Bazı özellikleri insana çok benzer. İnsanlar gibi yavrularıyla, mimik ve öpücüklerle, gözlerini onlardan ayırmayarak ilgilenirler. Eşlerini ses çıkararak çağırırlar. Dişi, erkekten 13 kat daha fazla ses çıkarır ve bunların çoğu hemcinsleriyle konuşmak içindir.İnsanlar gibi farklı aksanlar geliştirmişlerdir.
İnsan ve raccoon (rakun) dışında tek besinini yıkayan canlıdır. Ve bu alışkanlıkları kuşaktan kuşağa geçmiştir.

Aile yapısı en gelişmiş türdür. Bilgilerini kendi ailesine öğreterek cenarasyondan cenarasyona bilgi akımı yaparlar.

İletişim kurabilen makaklar, aritmetik konusunda da çok yeteneklilerdir. İşte ben bunun için makakları seviyorum!.. Yapılan deneylerde toplama işlemini zihinden kolayca yapabildikleri ve cevabı 1sn. de buldukları ispatlanmıştır. İnsana en yakın, en zeki, olağanüstü canlılar!..



İnsanoğlu Makaklara çok şey borçludur. Çünkü tıbbi araştırmalarda insana en çok benzeyen Makaklar kullanılmaktadır. Birçok hastalık, HIV gibi araştırmalar onların üzerinde yapılmıştır. Çünkü onlar da bizim gibi hastalanır, Ebola hatta AIDS olur. Ayrıca Makaklar uzay araştırmalarında da kullanılıyor.

Peki biz ne yapıyoruz. Onlara kötü davranıyoruz, hatta öldürüyoruz!.. Popülasyon, 1990 yılındaki araştırmalara göre 35000-50000 azalmaktadır. Aynı yıl Japonya'da 5000 Makak yakalandı. Gerçi Japonya Makakları koruma altına aldı. Ama Makaklar avcılar, çiftçiler (tarlalara zarar verdikleri içinmiş) tarafından sürekli zarar görmektedirler. Zevk için, eli için, ekinleri yediği için onları nasıl öldürebiliriz? Başka çareler bulamaz mıyız?
''Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma, beyaz olanlardan kork.'' (Japon Atasözü)

Ben insanoğlunun Makaklara, dolayısıyla kendine saygılı davranmasını istiyorum. Hem kendi menfaatin için, bu hayvanları tıbbi araştırmalarında kullan hem de soyunu kurutmaya çalış. Bu davranışlar insanlığa yakışmaz! Ben çok önemli (hayati tehlike) olmadıkça tüm hayvan deneylerine de karşıyım. Yeryüzü hepimizindir. Beraber yaşamalıyız. Gezegenimizde hepimize yer var. Birbirimizin menfaatlerini kollamalıyız. Birimizin sonu hepimizin sonu olacaktır.
''İlk karını sana Allah, ikinci karını insanlar, üçüncüyü ise şeytan gönderir.'' (Japon Atasözü)
Doğayı Tanrı yarattı. İnsan tahrip ederse, üçüncü felaket olur. DOĞAYA İYİ DAVRAN, ONUN KURALINI BOZMA!..

8 Aralık 2009 Salı

BALEINES (BALİNALAR)

Ben 2009 Agustos Ayı sonunda Tadoussac-Quebec-Kanada'ya gittim. Bu dünyalar güzelini fotoğraflayabildiğime halen inanamıyorum. Şunun güzelliğine bakın. Balinaların en tatlısı, en oyuncusu. EN GÜZEL BALİNA... :)))))))





Kanada dolayısıyla Kuzey Amerika dünyanın en güzel bölgelerinden biri. Gerek bitki örtüsü, gerekse burada yaşayan canlılarıyla görülmeğe değer.


St.Lawrence Nehrinin, Atlantik Okyanusuna döküldüğü yerde oldukça fazla balina var. Ben de balinaları görmek için bu bölgeye gittim. Bunun için önce TADOUSSAC (Tadusak)'a gittik. Tadoussac balina turizminin yapıldığı, eskiden Indian (kızılderili)'lıların yaşadığı bölgede bulunan bir kasaba. Saguenay Nehrinin, St.Lawrence Nehriyle birleştiği noktada bir liman.


Tadoussac'a giderken yolda Saguenay Nehrini takip ediyoruz. Nehir üzerinde yaz olduğu için yer yer sular çekilmiş gibi. Küçük toprak birikintileri görünüyor. Bunların üzerinde de meşhur Kanada Kazları (Branta Canadensis) sürü halinde gelmiş, planktonları yiyorlar. Çok güzel manzara!..




Tadoussac'ta ilk önce Balina Müzesine gidiyoruz. Çeşitli balinaların iskeletleri var ve bunlarla ilgili bilgi veriyorlar. Çocuklar için özel bir bölüm bulunuyor. Burada hem çocuklara balinalar öğretiliyor, hem de balina resimleri yaptırılıyor. Tüm dünyadan gelen çocuk turistlerin; isimli, imzalı balina resimleri duvara asılmış.


BALİNALAR (CETACEA), içinde balinaları, yunusları, muturları barındıran memeli sınıfından bir takımdır. Balinanın biyolojik adı 'CETUS' tur.

Balinaların ön uzuvları değişerek yüzgece dönüşmüştür. Balinaları ve yunusları balıklardan şöyle ayırabiliriz: Balıkların kuyrukları diktir ve yüzerken sağdan sola hareket ettirirler.Balina ile yunusların ise kuyrukları yataydır,yüzerken de yukarıdan aşağıya hareket ettirirler.Belkemikleri insan belkemiğinin yüzerken hareket ettiği gibidir.

Balinaların hemen hemen hiç kılları yoktur. Kalın bir yağ tabakası ile soğuktan korunurlar.
90 tür balina mevcut olup, tatlısu yunusu olan 5 tür hariç, hepsi deniz ve okyanuslarda yaşarlar. ÇUBUKLU BALİNA ve DİŞLİ BALİNA olmak üzere 2 gruba ayrılırlar.Çubuklu balinalardaki çubuklar, damakta 2 sıra halinde, yüzlercesi uzun ve ince olarak asılıdır. Çubuklar kemik değil, bir boynuz maddesidir. Daha doğrusu tırnağımızda olduğu gibi, keratin denilen protein gibi bir maddeden yapılmıştır. Her çubuğun iç yüzü teldir.

Gözler kafanın her iki yanındadır. Gözyaşlar yağlı olduğundan , bu onu deniz tuzundan korur. Göz lensleri küresel olduğundan derin sularda az ışık altında odaklanmayı sağlar. Gözleri zayıf gördüğü halde, duyma yetileri çok kuvvetlidir.



Resimde bir balina fetüsü görünüyor. Balinalar da aşık olur, yavrularını doğurur, kendi sütleriyle beslerler. Su altında emme zor olacağından, 6 ay boyunca sütü yavrunun ağzına püskürtürler. Balina oburdur. Yazın günde 1 ton yiyecek yer. Ömürleri türlerine göre 50-90 yıldır.
Grup olarak yüksek zeka seviyesine sahiptirler.Akıl olarak köpek ve atla aynı seviyede düşünebiliriz. Gelişmiş beyni olan bu hayvanlar uyurlar.

Amber, en kıymetli (altın gibi) mahsüllerden biridir. Hasta İspermeçet Balinasının sindirim kanalında olan bir salgıdır. Yediği mürekkep balığının gagası sindirim kanalına çarpıp tahriş etmekte ve burada amber oluşmaktadır. Amberi balina sağken mi vücuttan atıyor,yoksa ölünün parçalanmasıyla mı oluşuyor, bu bilinmiyor.




Balina müzesindeki duvarda bulunan afiş.

Bu kadar mükemmel deniz memelilerinin durumu nedir? Şimdi ona bakalım. Bir balina gemisi günde 73-75 balina avlıyor. Yakın bir tarihteki kayıtlara göre, Antarktika'da bir tek balina avı mevsiminde 6158 Mavi balina, 17989 Fin balinası, 2108 Kambur balina, 2566 İspermeçet balinası avlanıldı. Ayrıcada Ruslar 2459 balina avladı.

NE İÇİN? Bu kadar mükemmel hayvanları; yağı, güzellik müstahzarı, merhem, sabun, margarin, şimdi de cephane endüstrisinde gliserinin imali için mi öldürüyoruz?

1946 yılında kurulan, Japonya dahil 73 üyesi bulunan Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu, 1986 yılında moratoryum ilan edip, AVI TAMAMEN YASAKLADI. BİLİMSEL AMAÇLI AV HARİÇ. Japonya bu istisnaya sığınıp,bilimsel avlandığını iddia ediyor. Japonya'da balina etine rağbet yok, gençler hiç yemiyor. 4000 ton et dondurulmuş bekletiliyor. Yüklü miktarda etten köpek maması yapılıyor ????


Bize özel kıyafetler verdiler, gidiyoruz. Bir taraftan da motor sesiyle onları rahatsız edebileceğimizi düşünüyorum. Şaşırdım kaldım, ama onları görmeği çok istiyorum...

Balina tehditleri: 1)Küresel balina avı endüstrisi, yüzyıllardır avlanan balinalardan, hayatta kalan son türlerini de yoketmeyi hedefliyor. Bazı türler koruma altında olduğu halde, katliam devam ediyor. 2)İnsanoğlunun neden olduğu doğa koşulları gittikçe kötüleşiyor. Çevresel tehdit, küresel ısınma, kirlilik, ozon tabakasının delinmesi, sonar silahlar, manyetik dalgalar, gemi gibi ses kaynakları doğal yaşamı etkiliyor. Balinalara ve onların besin kaynaklarına zarar veriyor.

Zodyak botla son sürat St.Lawrence Nehrinde ilerliyoruz. Adrenalin dorukta!.. Uzaklaştıkça ileride bir görüntü oluştu, galiba balinaları buluyoruz.

Öf öfff!.. Muhteşem! Çok büyük. Harikulade!... :))))))) Bu MİNK BALİNASI. Sesini duyabiliyorum...

MINKE BALİNASI (BALAENOPTERA ACUTOROSTRATA) , çubuklu balinalardandır.Sadece embriyo aşamasında dişleri vardır. Çenesinde 300 çift plaka vardır. Bu plakalar en büyüğü 30cm. olan ince dokulu saçaklı kıl görünümündediR. 2. büyük balina grubundadır. Mavi balinalarla aynı beslenirler. Plankton, küçük balık, sardalye, morina, ringa balığı yerler. Vücutlarına tek hamlede 3 oda dolusu su ve planktonları alırlar.

Üreme ilkbahara yakın, yüzeyi sıcak sularda olur. Gebelik 10-11 aydır. Yeni doğan yavru 2,8m. boyunda ve 454kg. dır. Yetişkinler 15-25m.boyunda, 9ton civarındadır. Daha da büyükleri vardır. Yüzgeçleri 8 insan bedeni boyutundadır. 50-60 yıl yaşarlar. Su üzerinden 2m.atlarlar. Çok yüksek ses çıkarırlar (152desibel). 100-200Hertz aralığında homurdanırlar. Tahmini küresel minke popülasyonu 800000'dir.

Bu harika bir mink. Rehberimiz neredeyse mavi balina kadar büyük dedi. Çok ihtişamlı geliyor. Ben bunlara kıyamam...

Balina etine talep yok :))))))) İzlanda turizm açısından, daha karlı olacağı için 6 Mink balinasını öldürmekten vazgeçti. Japonya her yıl Antarktika yakınlarında 1000'den fazla Kambur, Fin, Mink balinası avlıyor. Yasal olmayan avcılıkla bu iki katına çıkıyor. JAPONYA'DA 2007'de ÖLDÜRÜLEN, 505 MİNK BALİNASININ 267'si HAMİLEYDİ. Japonya artık bilimsel çalışmaları bahane edip balina avcılığını durdurmalı, katliamı bırakmalıdır. Antarktika sularındaki balinaları rahat bıraksınlar!.. :(((((

Ekolojik sistemin bir parçası olan balinaların yok olması, Dünya'nın hassas dengesini bozarak, insanların ödemesi gereken ağır bedel olacaktır. BEYAZADAM, SON NEHİR KURUYUP, SON BALIK ÖLÜNCE Mİ PARANIN YENİLEMEYECEK BİR MADDE OLDUĞUNU ANLAYACAKTIR?

Mink suya daldı. Balinalar memeli olduklarından hava almak için su yüzüne çıkıp, burunlarıyla karbondioksit verip, oksijen alırlar. Soluk verdiklerinde ciğerlerinden gelen ılık hava, dışarıdaki soğuk hava ile karşılaştığında 'BUHAR SÜTUNU' (BALİNA FISKİYESİ) oluştururlar. Her türün değişik fıskiyesi vardır. Balina oluşturduğu fiskiyenin suyunu burnuyla püskürtür.

Balinalar su altında diğer türlerden daha fazla kalabilirler. Çünkü 'KLEIBER YASASI'na göre hayvanın vücut kütlesi arttıkça metabolizma yavaşlar. Birim kütle başına daha az oksijen harcar. Yani balina vücudu büyük olduğundan daha az oksijen kullanıyor, daha uzun dalış süresine sahip.

Kuzey Atlantik Okyanusundayız. Okyanusta hava, ay, güneş, görsellik müthiş güzel. Ama su çok derin, simsiyah, korku verici görünüyor.


O da ne? Botun altından BELUGA geçiyor.

Yok oldu. Beluga bekliyoruz.

Sularda kıpırdanmalar var .Çok sesssssiz. Yoksa gelmiyorlarmış.



Müthiş, müthiş! DÜNYALAR GÜZELİ BELUGA!.. BALİNALARIN GÜZELİ BELUGA!.. :)))))))Aman Tanrım bu ne güzellik! Bu resmi ben mi çektim? Belle belle belle!...



BEYAZ BALİNA,BELUGA (DELPHINAPTERUS LEUCAS), balinalar takımının Monodontidae familyası içindeki tek türüdür. Latince leucas beyaz, delphin yunus, apterus yüzgeçsiz anlamına gelir. Beluga ise Rusça beyaz demektir.

Yaşam alanları Arktik ve Arktik altı denizlerdir.Kuzey kutbunda 50 derece ile 80 derece kuzey enlemleri arasında hareket ederler. Tadoussac kasabasının yakınında, St.Lawrence Nehri halici ve Saguenay Nehri fiyordu civarında yalıtılmış bir nüfusa sahiptirler. Kanada'nın kuzeyindeki Arktik Okyanus bölgesinde 28000, St.Lawrence halicinde 1000 beluga bulunmaktadır. Küresel popülasyon 100000 kadardır.

Şu akrobatik hareketlere, BOYNUna bakın. Belugalar belli bir boynu olan ve başını bir dereceye kadar döndürebilen ender balinalardandır. Boyun omurları birbirine kaynamamış olduğundan, başlarını yanlara, yukarıya kısmen oynatabilmektedirler. Sırt yüzgeçleri yoktur, aynı yerde buz ortamlara uyum için çıkıntıları vardır. Ömürleri 40 yıldır.

Belugalar; ahtapot, mürekkep balığı gibi kafadan bacaklılar ve yengeç, karides gibi kabuklularla beslenirler. Kalabalığı seven Belugalar 2-3 ile 1000 üyelik sürüler halinde gazerler. Yavrusu olan Beluga ise küçük grupla gezer.
İlkbaharda sürüler kuzey bölgelerine hareket eder; koy, sığ girintilere yerleşirler. Anne Belugalar her yıl aynı bölgeye gelir. Sonbaharda sığınak buzla dolar ve kışın buradan ayrılırlar (kışın deniz yüzeyinin %95'inden fazlası buzdur). İlerleyen buz kütlesi kıyısına yakın olmak isterler. Bir kısmı buz tutan bölgenin altında kalır ama nefes için buz yarıklarını kullanırlar. Ayrıca buz altında hapsolmuş hava kabarcıklarını kullanırlar. Buz altında yaşayıp, hava cepleri bulabilirler. Çünkü yankıyla yer belirleme yetenekleri vardır.




Belugamız suyun içine girip çıkarak oyun yapıyor. Oyuncu Belugalar suyun altında ötüşe benzer ses çıkarırlar. Bu nedenle Belugalara 'sea canary' (deniz kanaryası) da denir. Ayrıca çıtırtı, bağırtı, ıslık, çan sesi gibi sesler de çıkarırlar. 0,1-12 kHz aralığında olmak üzere 50 farklı ses kaydedilmiştir.

Yetişkin Beluga ortalama 5m. boyunda; erkek 1,5 ton, dişiler 1tondur. Yeni doğmuş olanlar 1,5m. uzunlukta, 80kg. ağırlıktadır. Gebelik 15 ay olup tek yavru dünyaya getirirler. Emzirme 2 yıldır. Doğduklarında gri olan Belugalar, büyüyünce dişilerde 7, erkeklerde 9 yaşında saf beyaz olurlar. Çenelerinin 2 yanında olmak üzere üstte 10, altta 8 dişleri vardır.

Sosyal ilişkileri anneyle yavrusu arasındadır. Hatta büyüyünce bile annelerini ziyarete giderler. Sürü değiştirebilirler.

Ekolojik dengenin parçası Belugalar, bu kadar tatlı ve güzel olduklarından zarar görmektedirler. Düşmanları KUTUP AYISI ve İNSAN.

Beluga tutsak edilen ilk balina türüdür. İlk olarak 1861'de New York'ta Barnum Müzesinde gösterilmiştir. Günümüzde Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'da akvaryum, deniz yaşamı parklarında gösterilmektedirler. :(((( Rengi beyaz diye, gülümseyen yüzü var diye (yunusta gülümseme sabit,belugada ifade yelpazesi daha fazla), popüler. Yani bizim oyuncağımız. BİZİM DİLİMİZDE KONUŞAMIYOR DİYE, HAKKINI ALAMIYOR DİYE, SİZCE BU ADALET Mİ? Ayrıca da Birleşik Devletler Donanması ve Sovyetler Birliği tarafından Arktik denizlerde mayın arama için kullanılmıştır. Yani pis işlerimize onları da bulaştırıyoruz.


Öf öfff bota ve şu kuyruğa bakın. Muhteşemmm!

Arktik yerel halk Inuitler (eskimolar), yüzyılardır balina avladılar. 1994'ten beri avcılık yasak. Belugalar Tehdit Altındaki Türler'in Kırmızı Listesinde 'zarar görebilir' kategorisindeler ama yine de İnuit'ler avcılık yapıyor.


Ve Belugalar botun etrafını halka içine aldılar. Çünkü burası onların mekanı. Bizde korktuk kaçıyoruz. Umarım onları rahatsız etmemişizdir.

St.Lawrence Nehri tertemiz görünüyor ama kirlenme varmış. Hatta balinalarda kanser vakaları artmış. Ölenlerin üzerinde o kadar kirletici madde varmışki, cesetler zehirli atık kabul ediliyormuş!.. Çok yazık!.. :((((



Bu da nesi? Uzaktan bize bakanı bir insanın kafası sandım. Şu tatlılığa bakın!.. Kafayı kaldırmış, bizi izliyor. :)))))))


Gittikçe sayıları artıyor. İlerde yüzlercesi var.

BOZ FOK (HALICHOERUS GRYPUS), fokgiller familyasından (phocidae)'dır. Kuzey Atlantik kıyılarında yaşar. Bayağı Foktan (phoca vitulina)'tan daha cüsselidir. Bayağı fokun kafası yuvarlak, bunun ise sivridir. Erkekler koyu gri zemin üzerine açık renk lekeli, dişiler ise gümüş gri zemin üzerine koyu lekelidir. Yavrular beyaz doğar ama 5 hafta sonra normal rengini alır. Erkekler genelde 230cm. boyunda, 220kg. ağırlığındadır. İçlerinde 3m.boyunda, 300kg. olanları da vardır. Dişiler ise 180cm. boyunda, 150 kg. ağırlıklarındadır.

Foklar oburdur. Balık, kalamar, kabukluları yerler. Hatta bazen o kadar çok yerlerki, bu durum balıkçılarla aralarında sorun olur. Hah haaa!.



Fokların deniz memelilerinden farklı olarak postlarını değiştirmek ve üremek için karaya çıkmaları gerekir. Tabi o zaman da olan olur. Derisinin altındaki yağa ve postuna göz koyan aç gözlü insanoğlu karşısında...

Boz Foklar; Kanada'nın Labrador sahillerinde, İskoçya'da (dünya popülasyononun %36'sı); Baltık Denizi, İsveç, Finlandiya; İzlanda, Büyük Britanya Adasında yaşamaktadırlar.

FOKLARIN SOYU TÜKENMEKTE... :(((( Anlaşmalarla bazı bölgelerde Fok avı yasaklandığı halde, bugün bünyamızda bazı bölgelerde, yine de Fok İşkencesi, pardon Fok Avı yapılmaktadır. Neden öldürüyoruz? Sosyeteye kürk için.

Geri dönüyoruz. O da ne? İlerde bir Mink atladı. Bu Minkin adı Lucca. Lucca muhteşem. Üzerinde çip var. Avlanırken atlayan tek mink. En az 2m. atladı. Her şey bir anda oldu. Baktığım an atladı ve suya girdi. Fotoğrafını ancak bu kadar çekebildim.


Muhteşem Lucca!.. Yakışıklı, güçlü LUCCA!.. :)))))

Lucca uzakta kaldı. Dönüyoruz.



Kuzey Atlantik Okyanusu, Balinalar, Foklar, Lucca, Dünyamız çok güzel... Kendimize ve Dünyamıza iyi bakalım. Küresel Isınmaya neden olursak, Ekolojik Dengeyi bozarsak, BALİNALARI YOK EDERSEK; RUHUMUZU VE GERÇEKTEN KENDİMİZİ YOK EDECEĞİZ. Onun için Dünyanın neresinde olursak olalım, bir Dünyalı olarak kendimize düşenleri yapalım. Ben 1 kişiyim demeyin. 1'ler birleşiyor 6,6milyar oluyor.

Tadoussac uzaktan göründü. Buraya geldiğime çok memnunum. İyiki geldim. Tamamen anladım. Dünyada sadece biz varız, diyemeyiz. Okyanusun altında, karada ve havada (kuşlar) farklı hayatlar var. Ve zincirleme iç içeyiz. Birbirimize muhtacız. Onun için tüm canlılar (insanoğlu,hayvanlar,bitkiler) beraber, barış içinde, dostça yaşamalıyız. Dünya o zaman daha güzel, her şeyden önemlisi var olur!..